Ana Sayfa / Çocuk ve Ergen / İstanbul
Çocuk ve Ergenlerde Kaygı
Okul kapısında bırakılmayan eller, her sabah başlayan karın ağrıları, kalabalıkta susan bir genç... Kaygı çocuklarda farklı görünür ama erken desteklendiğinde çok iyi yanıt verir.

Her sabah okula giderken başlayan karın ağrısı, hafta sonları kendiliğinden geçer. Doğum günü davetlerine gitmek istemeyen, gece yalnız uyuyamayan, sınıfta söz almaktan korkan çocuklar sık görülür. Ebeveynler çoğu zaman bunları "huy" ya da "nazlanma" olarak değerlendirir; bazen kızar, bazen fazla korur. Oysa çocuklarda ve ergenlerde kaygı bozuklukları en sık görülen ruhsal sorunların başında gelir ve doğru yaklaşımla iyi yanıt verir. Erken fark etmek, kaygının okul başarısını, arkadaşlıkları ve özgüveni gölgelemesini önler.
Kaygı çocuklarda nasıl görünür?
Yetişkinler kaygılarını sözcüklerle anlatabilirken çocuklar daha çok bedenleriyle ve davranışlarıyla anlatır. Karın ve baş ağrısı, bulantı, sık tuvalete gitme isteği, uyku güçlüğü ve kâbuslar en sık görülen bedensel belirtilerdir. Davranış düzeyinde ise kaçınma öne çıkar: Okula gitmek istememe, ebeveynden ayrılmamak için ağlama, yeni ortamlara girmeyi reddetme, sürekli güvence isteme. Bazı çocuklarda kaygı öfke patlamaları ve inatlaşma biçiminde ortaya çıkar; bu da kolayca "davranış sorunu" sanılabilir.
Sık görülen kaygı türleri
- Ayrılık kaygısı: Ebeveynden ayrılmaya karşı yaşa uygun olmayan yoğun korku; okul öncesi ve ilkokul çağında sık görülür.
- Okul reddi: Kaygıya bağlı olarak okula gitmekte süreğen zorlanma; erken müdahale edilmezse kısa sürede yerleşebilir.
- Sosyal kaygı: Başkalarının önünde konuşma, yemek yeme ya da değerlendirilme durumlarından yoğun çekinme; ergenlikte belirginleşir.
- Özgül fobiler: Köpek, karanlık, iğne, asansör gibi belirli nesne ya da durumlara karşı yoğun korku.
- Yaygın kaygı: Okul notlarından ailenin sağlığına kadar pek çok konuda süreğen endişe; çoğunlukla "mükemmeliyetçi" çocuklarda görülür.
- Panik atak: Ergenlikte ortaya çıkabilen ani ve yoğun korku nöbetleri.

Ne zaman uzmana başvurmalı?
Kaygı yaşa uygun bir duygu olarak her çocukta zaman zaman görülür. Belirtiler birkaç haftadan uzun sürüyor, çocuğun okula gitmesini, arkadaşlık kurmasını, uyumasını ya da aile düzenini belirgin biçimde etkiliyorsa bir uzmanla görüşmek gerekir. Okula hiç gidememe, kendine zarar verme düşünceleri ya da yeme düzeninde ciddi bozulma beklemeden değerlendirilmelidir.
Çocuğu korktuğu her şeyden uzak tutmak kısa vadede rahatlatır, ama uzun vadede kaygıyı büyütür.
Değerlendirme nasıl yapılır?
İlk görüşmede ebeveynlerle kaygının ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı, ailede benzer öyküler ve son dönemde yaşanan değişiklikler konuşulur. Çocukla yaşına uygun biçimde, gerektiğinde oyun ve çizim aracılığıyla görüşülür. Ergenlerle görüşmenin bir bölümü yalnız yapılır. Öğretmenin gözlemleri ve standart ölçekler tabloyu netleştirir. Tiroit bozuklukları, astım ilaçları ya da kafein gibi kaygıya benzer belirtiler verebilecek etkenler de göz önünde bulundurulur.
Tedavi yaklaşımı
Bilişsel davranışçı terapi: Çocuk ve ergenlerde kaygı tedavisinin temelidir. Çocuk, kaygının bedendeki karşılığını tanımayı, korkutucu düşünceleri sınamayı ve kaçındığı durumlara küçük, planlı adımlarla yaklaşmayı öğrenir. Ebeveynler de sürece dahil edilir.
Ebeveyn rehberliği: Ebeveynlerin çocuğun yerine kaçınmayı sürdüren davranışları fark etmesi, cesur adımları desteklemesi ve kendi kaygılarını yönetmesi tedavinin başarısını belirgin biçimde artırır.
İlaç tedavisi: Orta ve şiddetli kaygıda, terapiye yeterli yanıt alınamadığında ya da terapiye katılmak bile zor olduğunda bazı antidepresan grupları kullanılabilir. Bu ilaçlar bağımlılık yapmaz; düşük dozla başlanır ve yakından izlenir.
Ergenlikte kaygının farklı yüzü
Ergenlik döneminde kaygı çoğu zaman daha sessizdir. Genç, kaygısını ailesinden saklayabilir; odasına kapanma, sosyal etkinliklerden uzaklaşma, sınav dönemlerinde uykusuzluk ve iştah değişiklikleri ilk işaretler olabilir. Sosyal medyada sürekli karşılaştırma yapma, beğeni ve yorumlara aşırı önem verme, mesajlara hemen cevap verememe kaygısı bu yaş grubunda sık konuşulan başlıklardır. Bazı gençler kaygıyla baş etmek için alkol ya da maddelere yönelebilir; bu nedenle değerlendirmede bu konular da açık ve yargısız biçimde sorulur. Ergenlerle çalışırken gencin kendi hedeflerini belirlemesine alan açmak, tedaviye katılımını artıran en önemli etkendir.
Okulla iş birliği
Okul reddi ya da sınıfta yaşanan sosyal kaygı söz konusuysa okulla birlikte çalışmak vazgeçilmezdir. Rehber öğretmen ve sınıf öğretmeniyle yapılan kısa bir görüşme bile, çocuğun okuldaki gününü çok daha öngörülebilir kılabilir. Okula kademeli dönüş planı, güvenli bir kişi ve mola alanı belirlenmesi, sunum gibi zorlayıcı görevlerin aşamalı hâle getirilmesi çocuğun okula yeniden bağlanmasını kolaylaştırır.
Evde neler yapılabilir?
- Kaygıyı küçümsemeden dinleyin: "Korktuğunu görüyorum, birlikte bakalım" deyin.
- Vedalaşmaları kısa ve sakin tutun, geri dönüp uzatmayın.
- Küçük cesaret adımlarını fark edip övün.
- Uyku, beslenme ve ekran düzenini koruyun.
- Kendi kaygınızın çocuğa nasıl yansıdığını gözlemleyin.
Sık sorulanlar
Çocuğum kaygısından büyüyünce kurtulur mu?
Bazı korkular yaşla geçer; ancak kaygı bozuklukları tedavi edilmezse yetişkinliğe taşınabilir. Erken destek bu riski azaltır.
Terapiye ebeveynler de katılır mı?
Evet. Özellikle küçük çocuklarda ebeveynlerin sürece katılımı tedavinin en etkili parçalarından biridir.
Kaygı için ilaç kullanmak zorunda mıyız?
Çoğu çocuk terapiyle düzelir. İlaç yalnızca belirtiler şiddetliyse ya da terapiye yanıt yetersizse düşünülür.
Okula gitmeyi reddeden çocuğu evde tutmak doğru mu?
Evde kalmak kaygıyı kısa sürede pekiştirebilir. Okulla birlikte hazırlanan kademeli bir dönüş planı, çocuğun hem okula hem arkadaşlarına yeniden bağlanmasını sağlar.
Kaygı ile utangaçlık arasındaki fark nedir?
Utangaç çocuklar yeni ortamlara zamanla alışır. Kaygı bozukluğunda ise korku haftalarca sürer, çocuğun yapmak istediği şeyleri engeller ve günlük hayatını kısıtlar.
Çocuğunuzun ya da gencinizin kaygılarını birlikte değerlendirmek için randevu talep edebilirsiniz.
Randevu talebi →Diğer hizmetler
- 01Otizm Spektrum BozukluğuOtizm bir hastalık değil, farklı gelişen bir sinir sistemidir. Erken fark edilip doğru desteklendiğinde çocukların iletişim ve bağımsızlık becerileri belirgin biçimde gelişir.
- 02Çocuklarda DEHBYerinde duramayan, ödevini bitiremeyen ya da sürekli dalıp giden bir çocuk "yaramaz" ya da "tembel" değildir. DEHB doğru tanınıp desteklendiğinde okul ve ev hayatı belirgin biçimde rahatlar.
- 03Ergenlerde DepresyonErgenlikte depresyon çoğu zaman üzüntü değil, öfke, geri çekilme ve isteksizlik olarak görünür. Erken fark edildiğinde tedaviye iyi yanıt verir.
- 04Depresyon TedavisiDepresyon bir irade zayıflığı değil, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa yardım istemek için beklemeye gerek yok.
- 05Anksiyete BozukluğuHerkes zaman zaman kaygılanır. Kaygı günün büyük kısmını kaplıyor, uykuyu ve işi etkiliyorsa artık bir belirtidir ve iyi yanıt veren bir tedavisi vardır.
- 06Panik Atak ve Panik BozuklukKalp çarpıntısı, nefes darlığı ve ölüm korkusu birkaç dakikada zirveye çıkar. Panik atak tehlikeli değildir ama çok korkutucudur; doğru tedaviyle nöbetler seyrekleşir ve biter.
- 07Bipolar BozuklukCoşkunun ve çöküşün uç noktalar arasında gidip geldiği bir tablo. İyi haber şu: düzenli izlemle dönemler seyrekleşir, hayat yeniden öngörülebilir olur.
- 08Erişkin DEHBDikkat eksikliği çocuklukta kalan bir sorun değildir. Yetişkinlikte unutkanlık, erteleme ve dağınıklık olarak sürer; doğru tanıyla günlük hayat belirgin biçimde kolaylaşır.