İçeriğe geç

Ana Sayfa / Yetişkin / İstanbul

Anksiyete Bozukluğu

Herkes zaman zaman kaygılanır. Kaygı günün büyük kısmını kaplıyor, uykuyu ve işi etkiliyorsa artık bir belirtidir ve iyi yanıt veren bir tedavisi vardır.

Bir avluda bankta oturan kadın elini göğsüne koymuş, yavaşça nefes veriyor
Yavaş ve uzun bir nefes verişi, bedenin alarmını kısmanın en kısa yoludur.

Sabah gözünüzü açtığınızda henüz hiçbir şey olmadan midenizde bir düğüm hissettiğinizi düşünün. Gün boyunca aklınız olası aksiliklere gider: işte bir hata yapılmış olabilir, çocuğun okulundan bir telefon gelebilir, bir tahlil sonucu kötü çıkabilir. Bu düşünceler mantıklı bir sebebe dayanmasa da susmaz. Akşam yorgun düşersiniz ama uyku gelmez. Anksiyete bozukluğu tam olarak budur: tehlike yokken bile çalan, kapatılması zor bir iç alarm.

Olağan kaygıdan farkı nedir?

Kaygı aslında koruyucu bir duygudur. Bir sınavdan önce çalışmamızı, karşıdan karşıya geçerken etrafa bakmamızı sağlar. Sorun, bu duygunun yoğunluğu, süresi ve yarattığı kısıtlamadır. Endişe çoğu gün, en az birkaç ay boyunca sürüyorsa, kişi onu kontrol etmekte zorlanıyorsa ve iş, ilişki ya da günlük düzen bundan etkileniyorsa artık olağan kaygıdan değil, tedavi gerektiren bir tablodan söz edilir.

Yaygın anksiyete bozukluğu en sık görülen biçimdir. Bunun yanında belirli durumlarda ortaya çıkan sosyal kaygı, belirli nesne ya da durumlara karşı fobiler ve ani nöbetlerle seyreden panik bozukluk da kaygı bozuklukları ailesinin üyeleridir. Hangisiyle karşı karşıya olunduğu, tedavinin ayrıntılarını belirler.

Beden de konuşur

Kaygı yalnızca zihinde yaşanmaz. Kas gerginliği, boyun ve sırt ağrıları, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı hissi, mide ve bağırsak şikâyetleri, sık idrara çıkma, terleme ve titreme sık görülür. Pek çok kişi psikiyatriye gelmeden önce kardiyoloji, gastroenteroloji ya da nöroloji polikliniklerinde tetkik yaptırmıştır. Bu tetkiklerin temiz çıkması rahatlatıcı olsa da şikâyetleri sona erdirmez; çünkü kaynak bedende değil, aşırı çalışan bir stres sistemindedir.

Bedensel belirtilerin gerçek olması, nedeninin kaygı olmasıyla çelişmez. İkisi aynı anda doğrudur.

Anksiyete Bozukluğu — İstanbul

Kaygı neden kalıcı hâle gelir?

Kaygı bozukluklarının tek bir nedeni yoktur. Yatkınlık bir ölçüde ailevidir; bazı insanlar daha çocukluk yıllarından itibaren yeni durumlara karşı temkinli ve hassastır. Buna uzun süreli stres, kayıplar, ağır bir hastalık süreci, iş ya da ilişki sorunları eklendiğinde stres sistemi sürekli tetikte kalmaya başlar. Kaygıyı sürdüren en güçlü etkenlerden biri de kaçınmadır: korkulan durumdan uzak durmak o an rahatlatır, fakat beynin "bu durum tehlikeliydi" öğrenmesini pekiştirir. Zamanla kaçınılan alan genişler; kalabalık bir toplantıdan sonra market, ardından toplu taşıma da zorlaşabilir. Tedavinin önemli bir kısmı bu döngüyü fark etmek ve tersine çevirmektir.

Uyku ve kaygı

Kaygılı kişilerin büyük çoğunluğu uykuya dalmakta güçlük çeker ya da gece yarısı uyanıp düşüncelerle boğuşur. Uykusuz geçen gece, ertesi gün kaygıya karşı direnci düşürür ve bir kısır döngü oluşur. Bu yüzden muayenede uyku ayrıca ele alınır; uyku düzenini toparlamak çoğu zaman tedavinin ilk somut kazanımıdır.

Muayene nasıl ilerler?

İlk görüşmede endişelerin konusu, ne zamandan beri sürdüğü, hangi durumlarda arttığı, uyku düzeni, kafein ve alkol kullanımı, geçmişteki zorlayıcı yaşantılar ve ailede benzer şikâyetler ele alınır. Kaygıyla birlikte sık görülen depresyon ve uyku sorunları da sorgulanır. Tiroit hormonlarındaki bozukluklar, bazı ilaçlar ve uyarıcılar benzer belirtilere yol açabildiğinden gerekli görülürse kan tetkikleri istenir. Kimi zaman kısa ölçekler, belirtilerin şiddetini başlangıçta kaydetmek ve tedavi sürecinde karşılaştırmak için kullanılır.

Tedavi seçenekleri

Anksiyete bozukluklarının tedavisinde iki ana yol vardır ve çoğu zaman birlikte kullanılır.

Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi, kaygıyı besleyen düşünce kalıplarını fark etmeyi ve kaçınma davranışlarını adım adım azaltmayı hedefler. Gevşeme ve nefes teknikleri, endişeye ayrılan zamanı sınırlama gibi pratik beceriler bu sürecin parçasıdır.

İlaç tedavisi: Bazı antidepresan grupları kaygı bozukluklarında birinci sırada tercih edilir ve bağımlılık yapmaz. Etkileri birkaç haftada ortaya çıkar, bu nedenle sabırla ve düzenli kullanılmaları gerekir. Hızlı etkili sakinleştiriciler ise bağımlılık riski taşıdığı için yalnızca kısa süreli ve kontrollü biçimde düşünülür.

Tedavinin süresi kişiden kişiye değişir. Belirtiler geçtikten sonra da bir süre devam etmek, kaygının geri dönme olasılığını azaltır. İlacın bırakılması kararı her zaman doktorla birlikte ve dozu yavaşça azaltarak verilir.

Gündelik hayatta neler yardımcı olur?

  • Kafeinli içecekleri öğleden sonra sınırlamak
  • Haftanın çoğu günü yarım saatlik tempolu yürüyüş
  • Yatış ve kalkış saatlerini sabitlemek, yatakta ekran kullanmamak
  • Endişeleri akşam on beş dakikalık bir zamana erteleyip yazmak
  • Kaçınılan durumlara küçük ve planlı adımlarla yeniden yaklaşmak

Bu önlemler tek başına bir bozukluğu tedavi etmese de tedavinin etkisini belirgin biçimde artırır ve kişiye kontrol duygusunu geri verir. Yakınların tutumu da önemlidir: sürekli güvence vermek kısa vadede rahatlatsa da kaygıyı besleyebilir. Bunun yerine kişinin küçük adımlarını fark edip desteklemek çok daha yardımcı olur.

Sık sorulanlar

Kaygı için kullanılan ilaçlar bağımlılık yapar mı?

Birinci sırada kullanılan antidepresan grubu bağımlılık yapmaz. Bağımlılık riski taşıyan sakinleştiriciler yalnızca kısa süreli ve doktor kontrolünde verilir.

Ne kadar sürede düzelme beklenir?

Terapi ya da ilaçla birkaç hafta içinde ilk değişiklikler hissedilir; kalıcı iyileşme için birkaç aylık düzenli tedavi gerekir.

Kaygım bir hastalığın belirtisi olabilir mi?

Bazı hormonal ve tıbbi durumlar kaygıya benzer belirtiler verebilir. Muayenede bu olasılıklar da değerlendirilir.

Terapi mi ilaç mı daha etkili?

Hafif ve orta şiddetteki tablolarda terapi tek başına yeterli olabilir; şiddetli ya da uzun süren kaygıda ikisinin birlikte kullanılması genellikle daha iyi sonuç verir.

Kaygının hayatınızda ne kadar yer kapladığını birlikte değerlendirmek için randevu talebi bırakabilirsiniz.

Randevu talebi →

Diğer hizmetler

  1. 01Depresyon TedavisiDepresyon bir irade zayıflığı değil, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa yardım istemek için beklemeye gerek yok.
  2. 02Panik Atak ve Panik BozuklukKalp çarpıntısı, nefes darlığı ve ölüm korkusu birkaç dakikada zirveye çıkar. Panik atak tehlikeli değildir ama çok korkutucudur; doğru tedaviyle nöbetler seyrekleşir ve biter.
  3. 03Bipolar BozuklukCoşkunun ve çöküşün uç noktalar arasında gidip geldiği bir tablo. İyi haber şu: düzenli izlemle dönemler seyrekleşir, hayat yeniden öngörülebilir olur.
  4. 04Erişkin DEHBDikkat eksikliği çocuklukta kalan bir sorun değildir. Yetişkinlikte unutkanlık, erteleme ve dağınıklık olarak sürer; doğru tanıyla günlük hayat belirgin biçimde kolaylaşır.
  5. 05Otizm Spektrum BozukluğuOtizm bir hastalık değil, farklı gelişen bir sinir sistemidir. Erken fark edilip doğru desteklendiğinde çocukların iletişim ve bağımsızlık becerileri belirgin biçimde gelişir.
  6. 06Çocuklarda DEHBYerinde duramayan, ödevini bitiremeyen ya da sürekli dalıp giden bir çocuk "yaramaz" ya da "tembel" değildir. DEHB doğru tanınıp desteklendiğinde okul ve ev hayatı belirgin biçimde rahatlar.
  7. 07Çocuk ve Ergenlerde KaygıOkul kapısında bırakılmayan eller, her sabah başlayan karın ağrıları, kalabalıkta susan bir genç... Kaygı çocuklarda farklı görünür ama erken desteklendiğinde çok iyi yanıt verir.
  8. 08Ergenlerde DepresyonErgenlikte depresyon çoğu zaman üzüntü değil, öfke, geri çekilme ve isteksizlik olarak görünür. Erken fark edildiğinde tedaviye iyi yanıt verir.